18 Ağustos 2017 Cuma

Sibel Kekilli isyan etti: Defolun gidin!

Oyuncu Sibel Kekilli, sosyal medya hesabından çarpıcı bir açıklamada bulundu.

Sibel Kekilli, sosyal medya hesabına gelen hakaret içerikli mesajlara, yayımladığı uzunca bir açıkla ile tepki gösterdi.

Ünlü oyuncu, İngilizce ve Türkçe olarak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
"Her şeyden önce, hepinize güzel desteğiniz için çok teşekkür ederim. Beni cesaretlendiriyorsunuz. Sevginiz için teşekkürler! Çoğunluğu Türk halkından olmak üzere, hesabımdaki nefret içerikli mesajlara ilk ve son defa vereceğim cevabım aşağıdadır. Tehditlerinizi, istismarlarınızı ve iğrenç cinsel içerikli mesajlarınızı daha fazla tolere etmeyeceğim. Kendinizi Müslüman olarak tanımlayıp başka insanlara, özellikle kadınlara ya da dinlere saygı duymuyorsunuz. Bağnaz, ikiyüzlü, nefret ve haset dolusunuz. Size acıyorum! Defolun gidin! Lütfen hesabımı takip etmeyi bırakın!”

30 Temmuz 2017 Pazar

Apple’ın Logosunun Ardındaki Hikaye

Yazar:Ömer Ergin


2. Dünya Savaşı’nın kaderini değiştirecek buluşu ile binlerce insanın hayatını kurtaran, Nazilere karşı Avrupa’yı savunan ve günümüz yapay zekasının temelini atan adam: Alan Turing.

Dahiyane firikileri ile zamanının ve günümüzün teknolojisinde de çığır açan Alan Turing’i ne yazık ki çoğumuz ne duyduk ne de bildik. Peki bu namıdeğer Apple’ı ısıran adam kim?

Alan Turing Kimdir?

Alan Turing

Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1922’de Londra’da dünyaya gelmiştir. Çocukluğundan itibaren zekası ve yetenekleriyle okulda öğretmenlerinin dikkatini kısa sürede çekmeyi başardı. Bu çocuk sayesinde bilgisayarlar hayatımızın vazgeçilmez bir unsuru haline geldi ve İngiltere’nin 2. Dünya Savaşı’nda Almanlara üstün gelmesini sağlayarak savaşın seyrini değiştirdi.

14 yaşına geldiğinde Sherborne Okulu’na başladı. Bu okul aynı zamanda onun hayatında bir dönüm noktasıdır. Çünkü Alan Turing hemcinsi Christopher Morcom ile tanıştı ve ona aşık oldu. Bu dönemlerde eşcinsellik ağır bir suç olduğu için bunu gizlediler. Daha sonradan Morcom’un tüberkülozdan ölmesi Turing’i derinden sarstı ve Allah’a olan inancını kaybetmeye başladı. Sherborne okulundan sonra Cambridge Kings College’a kaydolan Turing, buradan sonra 1936’da bilgisayar biliminin temel yapı yaşı olan ”On Computable Numbers, with an Applicationto the Entscheidungs Problem” (hesaplanabilir sayılar: karar verme probleminin bir uygulaması) isimli bir makale yazdı.

Bu makaleyle bilgisayar algoritmasını simüle etmeye yarayan Turing Makinesini ortaya koydu. Bu kavram bilgisayar bilimlerinin doğmasına ön ayak olmuş bir kavramdır. Bunlardan sonra Turing İngiliz ordusu tarafından kriptoloji ekibine dahil edildi. Her şey de tam olarak buradan sonra başladı.

Nazilerin Korkulu Rüyası: Bombe

Almanya, savaş sırasında haberleşmede şifreli mesajlar kullanmaktadır ve bu şifreleri Enigma adı verilen bir makine yardımı ile oluşturmaktadır. İngiliz ordusunun kriptoloji ekibinde bulunan Turing, Almanya’nın bu sistemine karşılık Enigma şifrelerini kırmaya yarayan “Bombe” isimli bir makinenin yapımına katkıda bulundu. Bu geliştirme sayesinde Almanya haberleşmesini gerçek anlamda alt üst eden Turing, artık baş edilemez bir tehdit unsuru haline gelmiştir.

Böyle Bir Dahi Nasıl Durdurulabilir?

Almanya hükümeti Turing’i itaat altına almanın yollarını araştırıyordu. Bu yollardan biri de Turing’in özel hayatına girmekle oldu. Turing eşcinseldi ve o dönemlerde İngiltere hükümeti için bu bir suçtu. Almanya bu fırsatı değerlendirerek Turing’in bu gizli açığını ortaya çıkardı ve Turing İngiliz mahkemelerinde yargılandı.

Ona iki seçenek sunulmuştu. Ya hapis cezasına mahkum olacaktı ya da eşcinselliğine karşı kimyasal hadım etme yöntemi olan östrojen iğnesi cezasını kabul edecekti. Hapis cezasını reddeden Turing istemeyerek de olsa östrojen hormonu almayı kabul etti.

Zehirli Elma

1954 yılında, 42. yaş gününde evinde ölü bulunan Turing’in baş ucunda ısırılmış bir elma bulundu. Yapılan otopsi raporları sonucunda Turing’in vücudunda siyanür zehri tespit edildi. Araştırma sonunda Turing, elmayı ilk önce siyanüre batırmış, ardından onun kurumasını bekleyip yemiştir. Bu durum kayıtlara intihar olarak geçmiştir. Turing’in çocukken en sevdiği masal olan Pamuk Prenses’deki gibi bir zehirli elma onun hayatını sonsuz bir aleme taşımıştır. Bilgisayar teknolojisinin babası, ardında bıraktığı ısırılmış elmayla bugünkü şehir efsanesine de konu olmuştur.

Apple’ı Isıran Adam Efsanesi Nasıl Ortaya Çıktı?


Steve jobs ve Steve Wozniak’in 1976 kurduğu, bugünkü dünyanın en değerli ve dev teknoloji şirketlerin başında gelen Apple’ın logosu Turing’in kaderiyle ilişkilendirilmiştir.

Ucundan ısırılmış elma logosu ve gökkuşağı rengi Turing’in hayatına ve cinsel tercihine bir gönderme olarak görülüyordu. Bu efsane kulaktan kulağa konuşuldu fakat ne Apple ne de logo tasarımcısı bu durumu kabul etmedi. Söylentiler karşısında Steve Jobs ise şöyle bir açıklamada bulundu: ”Doğru değil ama keşke doğru olsaydı.”

https://www.applefoni.com/apple-logosunun-ardindaki-hikaye/

24 Temmuz 2017 Pazartesi

İstikrar abideleri: Nilüfer, Gülşen, Sıla


İkizler burcu demek; istikrar demektir, displin demektir, çalışmak ve başarı demektir, asla ama asla ve katiyyen asla, mümkünatsız vazgeçmemek demektir... Bu üç sanatçıyı star yapan da istikrarlı oluşlarıdır....

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Bjorn Borg

6 Haziran 1956










Kim Clijsters'dan hayat dersi!


Belçikalı eski tenisçi Kim Clijsters, Wimbledon'da servis kullanırken sürekli olarak tribünden laf atıp yorum yapan erkek seyirciyi sahaya çağırdı. Erkek seyircinin eline raket verip 'Çok biliyorsan sen oyna' diyen kadın tenisçi Wimbledon'da beyaz giyme zorunluluğunu hatırlatarak erkek seyirciye birde etek giydirip hayatının dersini verdi.

Ozan Akbaba


9 Haziran 1982








Metin Hara


14 Haziran 1982

“aynı çatı altındaki iki yabancı”

John Forbes Nash Jr. (13 Haziran 1928 – 23 Mayıs 2015), oyun kuramında ve diferansiyel geometri alanında köklü değişiklikler yapmış; aynı zamanda kısmi diferansiyel denklem üzerinde de çalışmış Amerikalı matematikçi.


1959'da, Nash ruhsal bozukluk belirtilerini açıkça göstermeye başladı ve birkaç yılını paranoid şizofreni teşhisiyle akıl hastanelerinde geçirdi. 1970'ten sonra, durumu yavaş da olsa daha iyiye gitmeye başladı ve 1980'lerin ortasında akademik kariyerine geri dönme imkanı buldu.

Şizofreni ile mücadelesi ve toparlanıp akademik hayatına geri dönüşü, Sylvia Nasar tarafından yazılan Akıl Oyunları isimli biyografik romanın yanı sıra Nash'i Russell Crowe'un canlandırdığı aynı isimli filme de konu olmuştur.

23 Mayıs 2015'te, Nash ve eşi Alicia Nash, taksiyle yolculuk ederken bir paralı otoyolda meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetti.

Lisans ve yüksek lisans eğitimini Carnegie Teknoloji Enstitüsü (günümüzde Carnegie Mellon Üniversitesi)'de ders çalışmadan dereceyle tamamladıktan sonra doktora yapmak için Princeton Üniversitesi'ne gitti[2]. 21 yaşında hazırladığı doktora tezi, "Oyun Teorisi", ona uzun yıllar sonra, 1994'te Nobel Ekonomi Ödülünü kazandırdı. Genç deha, John von Neumann'ın icadı olan oyun teorisindeki sorunları çözüp kullanılır hale getirdi. 30 yaşına kadar parlak fikirleri ve göze çarpan kişiliği sayesinde hızla yükselip matematik camiasının önde gelen isimlerinden biri oldu. MIT'de profesörlük yapmaya başladığında karısı Alicia Larde ile tanıştı. Larde o zamanlar daha bir fizik öğrencisiydi. Nash'in şizofreni sorunları başlamadan kısa süre önce çiftin bir oğlu oldu. John Nash aynı zamanda soğuk savaş döneminde ordu adına şifre çözücü olarak çalışmıştır.

Hastalığının ilk belirtileri 1958 yılında görülmeye başladı. Bir oda arkadaşı olmamasına rağmen bir oda arkaşından bahsedip etrafındakileri korkutmuş ve oda arkadaşıyla yaptığı hayali sohbetler onun şizofren olduğunu ortaya çıkarmıştır. Daha sonra bu hastalığı kendi zekasını kullanarak yenmiştir.

Alicia Larde-John Nash çifti 1963’te boşandı ve 1970’te tekrar bir araya geldi. Bu tarihten itibaren darılıp barışan çift, kendileri hakkında “aynı çatı altındaki iki yabancı” benzetmesini yapmıştı. Nash 1994’te Nobel Ödülü’nü kazandıktan sonra aralarını düzelttiler ve 1 Haziran 2001’de tekrar evlendiler.

Nash, 1945 ve 1996 yılları arasında 23 bilimsel çalışma yayınladı, ayrıca “Essays on Game Theory” (1996) ve “The Essential John Nash” isimli kitapları yazdı. Aynı zamanda “Hex” ve “So Long Sucker” adlı 2 popüler oyunun yapımcıları arasındadır. Princeton’da matematik üzerine çalışmalar yapmaktaydı.

Nash 23 sayısıyla takıntılıydı. Nash, toplam 23 bilimsel makale yayınlamıştı.

Nash, 21 Ağustos 2009'da kalp krizi geçirdi. Dört gün hastanede yattıktan sonra kendine geldi ve eve döndü. Doktoru ölümü ucuz atlattığını ve sağlığının tehdit altında olduğunu söyledi. Nash düzenli ilaç kullandı.